<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SağlıkYurdu.com &#124; Sağlık Rehberiniz</title>
	<atom:link href="http://www.saglikyurdu.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikyurdu.com</link>
	<description>Sağlık, Bebek Sağlığı, Zayıflama, Hastalıklar, Tedavi Yöntemleri ve dahası...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Dec 2011 19:03:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.3</generator>
		<item>
		<title>Saç dökülmesi neden olur</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/guzellik-bakim/sac-dokulmesi-neden-olur</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/guzellik-bakim/sac-dokulmesi-neden-olur#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 19:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik-Bakım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/guzellik-bakim/sac-dokulmesi-neden-olur</guid>
		<description><![CDATA[Saç dökülmesinin hormanal sebepleri Doç.Dr. Gürcan Kısakol saç dökülmesinin hormanal sebeplerini anlatıyor. Normal sa&#231; b&#252;y&#252;me ve kaybı d&#246;ng&#252;s&#252; nedir? Normal sa&#231; b&#252;y&#252;me d&#246;ng&#252;s&#252; 2 ila 3 yıl s&#252;rer. Her bir sa&#231; teli bu aşamada, ayda yaklaşık 1cm kadar b&#252;y&#252;r. Herhangi bir zamanda kafa derisi &#252;zerinde sa&#231; tellerinin yaklaşık y&#252;zde 90 b&#252;y&#252;me fazındadır. Diğer yandan sa&#231; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1943"></span></p>
<p><strong>Saç dökülmesinin hormanal sebepleri<br />
Doç.Dr. Gürcan Kısakol saç dökülmesinin hormanal sebeplerini anlatıyor.</strong></p>
<p>
<p>
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; ">Normal sa&ccedil; b&uuml;y&uuml;me ve kaybı d&ouml;ng&uuml;s&uuml; nedir?</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Normal sa&ccedil; b&uuml;y&uuml;me d&ouml;ng&uuml;s&uuml; 2 ila 3 yıl s&uuml;rer. Her bir sa&ccedil; teli bu aşamada, ayda yaklaşık 1cm kadar b&uuml;y&uuml;r. Herhangi bir zamanda kafa derisi &uuml;zerinde sa&ccedil; tellerinin yaklaşık y&uuml;zde 90 b&uuml;y&uuml;me fazındadır. Diğer yandan sa&ccedil; tellerinin yaklaşık y&uuml;zde 10&#39; u, herhangi bir zaman diliminde&nbsp;</span>
<linkz id="linkz4" style="line-height: 18px; text-align: left; ">dinlenme</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">aşamasındadır. 3 ila 4 ay sonra,&nbsp;</span>
<linkz id="linkz3" style="line-height: 18px; text-align: left; ">dinlenme</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">aşamasındaki sa&ccedil;lar d&uuml;şer ve onun yerine&nbsp;</span>
<linkz id="linkz2" style="line-height: 18px; text-align: left; ">yeni</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;sa&ccedil;lar b&uuml;y&uuml;meye başlar. Bu d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n bir par&ccedil;ası olarak her g&uuml;n bir miktar sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi normaldir. Ancak, bazı insanlarda normalden daha fazla sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi olabilir. Bu tip sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi&nbsp;</span>
<linkz id="linkz6" style="line-height: 18px; text-align: left; ">erkek</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">, kadın ve&nbsp;</span>
<linkz id="linkz5" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&ccedil;ocukları</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;etkileyebilir.</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Aşırı sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi nedenleri nelerdir?</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Bir dizi fakt&ouml;r aşırı sa&ccedil; kaybına neden olabilir. &Ouml;rneğin, bir hastalık veya maj&ouml;r cerrahi sonrası yaklaşık 3 veya 4 ay, aniden b&uuml;y&uuml;k bir miktarda sa&ccedil; kaybedebilirsiniz. Bu sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi stres ilişkili ve ge&ccedil;icidir. Bir başkasa&ccedil; kaybı da hormonal nedenlerle olan sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesidir. Aşağıda bazı hormonal k&ouml;kenli sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi sebeplerindan bahsedilecektir.</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Şeker hastalığı:</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Diyabet hastalığı&nbsp;</span>
<linkz id="linkz8" style="line-height: 18px; text-align: left; ">sistemik</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;bir hastalık olup, uzun vadede t&uuml;m organ</span>
<linkz id="linkz7" style="line-height: 18px; text-align: left; ">sistemlerinde</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;hasarlara&nbsp;</span>
<linkz id="linkz9" style="line-height: 18px; text-align: left; ">yol</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;a&ccedil;abilir. Cild altı damarlarda oluşan tıkanıklık, serbest radikallerle birlikte &quot;glikolizlenmenin son&nbsp;</span>
<linkz id="linkz11" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&uuml;r&uuml;nleri</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&quot; denilen zararlı yan</span>
<linkz id="linkz10" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&uuml;r&uuml;nlerin</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;cilde birikimi sonucu kıl d&ouml;k&uuml;lmeleri yaşanabilir. Bu kıl d&ouml;k&uuml;lmeleri daha &ccedil;ok kollar, eller ve bacaklarda g&ouml;zlenir.</span><br style="line-height: 18px; text-align: left; " /><br />
	<span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">Hipofiz hastalıkları: İnsan bedeninin en &ouml;nemli organlarından birisi olan hipofiz bezi beyin alt kısmında kafa tabanında bir eyer bi&ccedil;imi bir kemik yapı i&ccedil;inde bulunur. Tiroid bezinin &ccedil;alışmasını sağlayan TSH, b&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezlerin &ccedil;alışmasını kontrol eden ACTH ve&nbsp;</span>
<linkz id="linkz13" style="line-height: 18px; text-align: left; ">erkeklerde</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;testis, kadınlarda yumurtalık &ccedil;alışmasını sağlayan LH, FSH hormonları burada yapılır. Bu bezin az veya &ccedil;ok &ccedil;alışmasına&nbsp;</span>
<linkz id="linkz12" style="line-height: 18px; text-align: left; ">yol</linkz><span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-align: left; ">&nbsp;a&ccedil;an bazı t&uuml;m&ouml;rlerinin oluşması halinde &ouml;zellikle testis ve yumurtalık fonksiyonları &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkilenir. Erkeklerde testosteron yapımının azalması ile t&uuml;m v&uuml;cutta t&uuml;ylerde d&ouml;k&uuml;lme oluşur. T&uuml;ylenmede azalmaya cinsel isteksizlikle eşlik ediyorsa hipofiz bezinin hastalıkları &ouml;n planda d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurulması gerekir. Erkek ve kadın hastalarda sa&ccedil; ve v&uuml;cut t&uuml;ylerinin d&ouml;k&uuml;lmesine sebep olan ve &ouml;nemli bir hastalık olan Cushing hastalığı hipofiz bezinin t&uuml;m&ouml;rleri ile oluşur. Klinik tablosu ileride daha detaylı şekilde anlatılacaktır.</span></p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/guzellik-bakim/sac-dokulmesi-neden-olur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enkazdan sağ kurtarılanların problemi: Crush Sendromu</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/enkazdan-sag-kurtarilanlarin-problemi-crush-sendromu</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/enkazdan-sag-kurtarilanlarin-problemi-crush-sendromu#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/enkazdan-sag-kurtarilanlarin-problemi-crush-sendromu</guid>
		<description><![CDATA[23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden günler geçti.  Enkazın altında günlerce sağ kalabilmeyi başaran; ancak enkazdan çıkarıldıktan sonraki süreçte ne yazık ki hayata tutunmayı başaramayan insanlarımızla sevincimiz bir anda hüzne dönüştü. Çoğumuz saatlerce enkazın altında sağ kalmayı başardıktan sonra enkazın altından çıkarılır çıkarılmaz aynı gün içerisinde insanlarımızın neden vefat ettiğini anlayamadı bile…Enkaz altında uzun süre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1941"></span></p>
<p><strong>23 Ekim’de Van’da yaşanan depremin üzerinden günler geçti.</strong></p>
<p><p> Enkazın altında günlerce sağ kalabilmeyi başaran; ancak enkazdan çıkarıldıktan sonraki süreçte ne yazık ki hayata tutunmayı başaramayan insanlarımızla sevincimiz bir anda hüzne dönüştü. Çoğumuz saatlerce enkazın altında sağ kalmayı başardıktan sonra enkazın altından çıkarılır çıkarılmaz aynı gün içerisinde insanlarımızın neden vefat ettiğini anlayamadı bile…<br />Enkaz altında uzun süre kalan ve çıkarılan kişilerde en önemli can kaybı nedeni olan Ezilme (Crush) Sendromu’nu Hisar Intercontinental Hospital İç Hastalıkları ve Romatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Soy’a sorduk.</p>
<p><strong>Ezilme (Crush) Sendromu Nedir?</strong><br />Ezilme sendromu, çeşitli nedenlerle kas ve yumuşak dokuların üzerlerine düşen ağırlıkların etkisi ile ezilmesiyle ortaya çıkan bir dizi olayın sonucunda kişinin ciddi organ yetersizliğine girmesidir. Kasların doğrudan travma ile ya da gelişen doku ödemi sonucu (kompartman sendromu) ezilmesi ve ardından gelişen böbrek yetersizliği ve sıvı-elektrolit bozuklukları bu tabloda görülen en önemli olaylardır.</p>
<p><strong>Crush Sendromunun Belirtileri Nelerdir?</strong><br />Ezilme sendromunda travmaya maruz kalan kaslarda saptanacak lokal ve tüm vücudu etkileyen sistemik belirtiler ortaya çıkar. Lokal olarak saptanacak ana bulgu, travmanın etkisi ile kaslarda ezilme ve ödem sonucu gelişen kompartman sendromu olarak adlandırılan tablodur. Bu durumda kaslarda ağrı, kuvvetsizlik ve sertlik ana bulgudur. Burada sıklıkla kasın üzerindeki deri derialtı dokular normal olarak saptanır. Yani dışarıdan derinin normal görünmesi crush sendromunu olmadığı anlamına gelmez. Bu olay örneğin kol kaslarında olmuşsa o kolu besleyen damarlarda da nabız hissedilir. Ancak sinirlerde fonksiyon bozukluğu ve hissizlik olabilir. Ayrıca etkilenen bölgede kırıklar, kanama gibi belirtiler de saptanabilir.</p>
<p>Sistemik olarak saptanan ana bulgular ise kasların aşırı derecede yıkılması (rabdomyoliz) neticesinde kan dolaşımına myoglobin, potasyum gibi maddelerin yoğun olarak verilmesi sonucunda yaşanır. Myoglobin kanda artmaya başlarsa böbreklerde yetersizlikle sonuçlanan süreci başlatır. Böbrek yetersizliği klasik rabdomyoliz olgularının %4 ila 50 kadarında gelişebilirken; deprem gibi felaketlerde bu oran çok daha yüksek olmaktadır. Ölüm oranını belirleyen çok önemli bir durumdur. Felaket anında sağlık şartlarının yetersiz olması hızlıca sıvı elektrolit dengesinin düzeltilmesi, gerekirse hemodiyalize alınması bazen olanaklı olmayabilir. Bu da can kaybını artıran bir faktördür. Böbrek yetersizliği sadece ağır travmalı olgularda gelişmez. Bazen ilk anda hafif travmalı gibi görünen olgularda da daha sonraki günlerde crush sendromu ve ardından böbrek yetersizliği gelişebilir. Ayrıca yıkıma uğrayan kaslardan kan dolaşımına verilen aşırı potasyum, kalbin çalışmasını etkileyerek ritm bozukluklarına, hatta durmasına ve ani ölüme yol açabilir.<br />Enfeksiyon da diğer önemli bir bulgu ve ölüm nedeni olarak karşımıza çıkar.  En sık travma nedeni ile oluşan açık yaralardan ya da kompartman sendromunun tedavisi için yapılan cerrahi işlem (fasyotomi) alanlarından kaynaklanırlar.</p>
<p><strong>Crush (Ezilme) Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?</strong></p>
<p>Crush Sendromu’nun genel ve böbrekler üzerine olumsuz etkilerini önlemek için çok erken ve hızlı davranmak gerekir. Böyle bir durumdaki hastaya sadece sağlık ekipleri müdahale edebilir. Yıkıntı altında kalmış bir insanın serbest bir uzvu gördüğünde saatte 1-1,5 litre gidecek hızda izotonik NaCl şeklinde serum takılmalıdır. Elektrolit düzeylerine bakma imkanı yoksa asla potasyum içeren sıvılar verilmemelidir. Depremzedenin enkazdan tamamen çıkarılması uzarsa, kazazedenin durumuna göre sıvı vermeye devam edilmelidir. Depremzedeyi yıkıntıdan çıkarınca öncelikle idrar çıkarıp çıkarmadığı sorulmalıdır. Şuuru kapalı hastaya idrar sondası takarak ya da en azından iç çamaşırı kontrol edilerek idrar çıkarıp çıkarmadığı kontrol edilmelidir. En kısa sürede hastaneye ulaştırılarak yeterli sıvı elektrolit, antibiyotik tedavisi, tetanos aşısı, fasyotomi denilen kasların baskıdan kurtarılması işlemi uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>Deprem Sırasında Ezilme Sendromundan Nasıl Korunurum?</strong></p>
<p>Deprem sırasında bina içerisinde iseniz travmaya maruz kalma ve ardından crush sendromu gelişmesi riski taşırsınız. Bu risk daha az olmakla beraber bina dışında da vardır. Korunmak için genel önlemleri Türkiye Deprem Vakfı web sitesinden bulabilirsiniz (turkiyedepremvakfi.org.tr). Ancak genel olarak yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğunu göstermektedir. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde, bu bölümlerde hem yaşam üçgeni yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücudunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>Ezilme Sendromu Sadece Depremde mi Olur?</strong></p>
<p>Özellikle kaslarda doğrudan ya da dolaylı travmaya neden olan hemen her durumda ezilme sendromu gelişebilir. Depremlerin yanı sıra maden göçükleri, trafik kazaları, savaşlar, işkence, dövülme… gibi travmatik nedenler de ezilme sendromuna yol açabilir. Ayrıca travma dışında enfeksiyonlar, bazı ilaçlar,  sıcak çarpması, donma gibi çeşitli problemlerde kaslarda aşırı yıkıma yol açarak crush sendromuna yol açabilir.</p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/enkazdan-sag-kurtarilanlarin-problemi-crush-sendromu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun estetiğinde erkekler kadınları geçti!</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/burun-estetiginde-erkekler-kadinlari-gecti</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/burun-estetiginde-erkekler-kadinlari-gecti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/burun-estetiginde-erkekler-kadinlari-gecti</guid>
		<description><![CDATA[TÜRK Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongre Başkanı Prof. Dr. Metin Önerci, son yıllarda 40 yaş ve üzeri bekar erkeklerin burun estetiği talebinin arttığını söyledi. Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği tarafından Antalya’nın turizm beldesi Belek’te gerçekleştirilen ’33’üncü Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi’ sona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1940"></span></p>
<p><strong>TÜRK Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongre Başkanı Prof. Dr. Metin Önerci, son yıllarda 40 yaş ve üzeri bekar erkeklerin burun estetiği talebinin arttığını söyledi.</strong></p>
<p><p>Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği tarafından Antalya’nın turizm beldesi Belek’te gerçekleştirilen ’33’üncü Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongresi’ sona erdi. Kongre Başkanı Prof. Dr. Metin Önerci, 26 Ekim’de başlayan ve bin 600 dolayında katılımcıyla gerçekleştirilen kongrede estetik ameliyatların da konuşulduğunu kaydetti.<br /> </p>
<p><strong>BURUN MODASI DEĞİŞTİ</strong></p>
<p>Günümüzde burun estetiği anlayışının değiştiğini, kalkık, estetik yapıldığı bilinen burunlar yerine daha doğal görünümlü buruna doğru modanın kaydığını belirten Prof. Dr. Önerci, &#8220;İnsanlar estetik olduklarının anlaşılmasını istemiyor. Bakıldığı zaman düzgün görünen burunlar istiyorlar&#8221; dedi.</p>
<p>Prof.Dr. Metin Önerci, son yıllarda burun estetiği ameliyatlarının küçük yaşlara kaymaya başladığını ve özellikle lise çağındaki genç kızların burun estetiği talep ettiğini ve elinde fotoğrafla geldiğini söyledi. Son yıllarda 40 yaş ve üzeri bekar erkeklerin de burun estetiği talebinin arttığını belirten Prof. Dr. Önerci, bu erkeklerin herhangi bir model olmadan &#8220;Güzel burun istiyorum&#8221; talebiyle hekime başvurduğunu kaydetti. Erkeklerin kadınlara oranla bu tip operasyonlarda daha talepkar olduğunu belirten Prof. Dr. Metin Önerci, &#8220;Onları tatmin etmek pek mümkün değil. Kafalarında bir imaj var. Kendilerinin çok yakışıklı olacağını kurguluyorlar. Halbuki burun kendi burunları, biz yeni burun takmıyoruz ki. Özellikle 40 yaş ve üzeri, kendini çok beğenen erkeklere ameliyat yapmak konusunda çekinceli yaklaşıyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>BURNA DEĞİL YÜZE BAKILMALI</strong></p>
<p>Güzel burnun yüze giden burun olduğunu belirten Prof. Dr. Önerci, burun estetik ameliyatlarında temel kriterin hastaya bakıldığı zaman gözlerin görünmesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Önerci &#8220;Çok yapmacık bir burun yüzde tek dikkat çeken nokta oluyor. İnsanlar yüze, genel ifadeye bakmalı&#8221; dedi.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARDA HORLAMA</strong></p>
<p>33. Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Kongre Başkanı Prof. Dr. Metin Önerci, çocuklarda geç tedavi edilen horlamanın ilerleyen yaşlarda apneik hastalar yaratacağını söyledi. Çocuklarda horlama ve apnenin geniz eti ve bademcik büyüklüğü nedeniyle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Önerci, &#8220;Burada önemli olan şey ameliyatın erken yapılmasıdır. Geç yapıldığı zaman adaleler içeriye doğru çöküyor ve ilerleyen yaşlarda apneik hasta oluyorlar&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Ebeveynlerin geniz eti ve bademcik ameliyatı için genelde okul çağını beklediğini, fakat bunun yanlış olduğunu belirten Prof. Dr. Önerci, ideal aralığın 2.5- 3 yaş olduğunu söyledi. Anne ve babaların çocuk hastayken değil, sağlıklı olduğu dönemde uykusunu kontrol etmesini öneren Prof. Dr. Metin Önerci, &#8220;Hasta olduğunda her çocuk horlar. O önemli değil. Çocuk sağlıklı olduğunda ağzı açık uyuyor, devamlı horluyorsa muhakkak bir doktora başvurulmalı&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Önerci, doğru zamanda yapılacak müdahalenin başarı şansının yüzde 95 olduğunu söyledi.</p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/burun-estetiginde-erkekler-kadinlari-gecti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban keserken bulaşabilecek hastalıklar!</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/kurban-keserken-bulasabilecek-hastaliklar</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/kurban-keserken-bulasabilecek-hastaliklar#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/kurban-keserken-bulasabilecek-hastaliklar</guid>
		<description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda dinimiz gereği kestiğimiz kurbanların sağlıklı olması bizim de sağlımızı korumamız açısından çok önemli. Bu nedenle seçilecek kurban ve kesim sırasında bulaşılabilecek hastalıklara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Kesim sırasında bulaşabilecek hastalıkları ve korunma yollarını Hisar Intercontinental Hospital Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük ile konuştuk. Hijyen koşullarına uyulmadan, uygunsuz ortamlarda kesilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1939"></span></p>
<p><strong>Kurban Bayramı’nda dinimiz gereği kestiğimiz kurbanların sağlıklı olması bizim de sağlımızı korumamız açısından çok önemli.</strong></p>
<p><p>Bu nedenle seçilecek kurban ve kesim sırasında bulaşılabilecek hastalıklara çok dikkat edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Kesim sırasında bulaşabilecek hastalıkları ve korunma yollarını Hisar Intercontinental Hospital Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük ile konuştuk.</p>
<p>Hijyen koşullarına uyulmadan, uygunsuz ortamlarda kesilen kurbanlar hem mikroorganizmaların bulaşması nedeniyle hastalık açısından risk; hem de çevre sağlığı ve görüntü kirliliği nedeniyle olumsuz etkiler taşıyor. Bu durumun herkesi etkileyebileceğinin altını çizen Gözüküçük; ‘Uygunsuz koşullarda kesilen kurban eti ile hayvanlarda görülen, halk sağlığı yönünden çok büyük önem taşıyan birçok bakteriyel, viral, paraziter ve mantar hastalıkları mevcuttur olup, insanlara bulaşabilir. Hayvanlarda görülen ve Zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıklar insanlara etin yenilmesi ya da hazırlanması/taşınması sırasında direk temas ile bulaşır. Bunlardan şarbon, salmonelloz, kist hidatik, toksoplazmozis, teniyoz, kuduz, brusellozis ve verem gibi hastalıklar ülkemiz açısından çok önemlidir.’ diye konuştu.</p>
<p><strong>Kurban Etinden Bulaşabilecek Hastalıklar:</strong></p>
<p>Şarbon: Evcil hayvanlardan (inek, koyun, keçi, v.b.) insanlara doğrudan temas veya hayvan ürünleri aracılığı ile bulaşan yaygın bir zoonozdur. Genellikle enfekte hayvanların ürünleri veya topraktaki şarbon sporlarının cilde temas etmesi sonucu ciltteki açık yaralardan girmesiyle oluşur. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar, bölgesel lenf düğümlerine ve kan dolaşımına sıçrayarak ölüme neden olabilir. Daha çok yüz, boyun veya kolda bir çıban çıkıp sonra patlar,  etrafında da siyah bir kabuk meydana gelir.  Öldürücü bir hastalık olduğu için vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.</p>
<p>Salmonelloz: Salmonellaların oluşturduğu enfeksiyonlara dünyanın hemen her yerinde rastlanmaktadır. Enfeksiyon; mikroplu (özellikle de kanalizasyonun karıştığı) yemek ve suyun tüketilmesi ile bulaşır. Hastalık, halsizlik, baş ağrısı ve ateş ile kendini gösterir. Hastaların yarıya yakınında ishal, yarıdan fazlasında ise kabızlık vardır. Salmonella enfeksiyonlarından korunma, kişisel hijyen kurallarının eksiksiz uygulanmasına, tüketilen su ve gıdaların temiz olmasına, sağlıklı bir atık giderim sisteminin kurulmasına, kronik taşıyıcıların tespit edilerek tedavi edilmesine bağlıdır.  Taşıyıcıların gıda ve su ile ilişkili işlerde çalışmaları engellenmelidir.<br />Kist Hidatik: Echinococcus granulosus adlı parazitin enfekte köpek dışkısıyla atılan yumurtalarının insanlar tarafından kirli eller, su ve yiyeceklerle alınması sonucu gelişir. Çoğunlukla karaciğerde, bazen akciğerlerde, daha nadiren diğer organlarda içi sıvı dolu kistlerle seyreder. Hastalığın başlarında kistin küçük olduğu dönemlerde uzun yıllar boyunca belirtilerini göstermeden seyredebilir. Fakat kist büyüdükçe; bulunduğu bölgeye ve oluşturduğu basıya göre belirtiler ortaya çıkar.</p>
<p>Toksoplazmozis: İnsana, parazitin kistlerini içeren çiğ veya az pişmiş etler ve enfekte kedi dışkısıyla atılan kistlerin kontamine su ve gıdalarla alınmasıyla geçer. Kediler enfeksiyonun temel kaynağıdır. Lenf bezlerinde büyüme yapabilir. Anne gebelik esnasında ilk kez enfekte olursa, parazit bebeğe geçebilir.</p>
<p>Teniyoz: Tenia saginata (sığır tenyası), çiğ et tüketiminin yaygın olduğu her yerde görülür. Kesin konağı insan, ara konağı başta sığır olmak üzere otçul hayvanlardır. Çiğ ya da yeterince pişmemiş sığır eti ile insan sindirim kanalına alınan canlı kist yetişkin tenya haline gelir. Yetişkin tenyanın alt ucundan ayrılan gebe halkalar, istem dışı anüsten çıkabilir. Bu nedenle, halk arasında abdestbozan olarak adlandırılır. Tenyazisten korunmada özellikle çiğ köfte gibi çiğ ve aş pişmiş et ve ürünlerinden kaçınılmalıdır.</p>
<p>Kuduz: Kuduz hastalığı, birçok evcil ve yabani hayvanı (yarasalar da dahil) etkileyen zoonotik bir hastalıktır. Enfeksiyon; enfekte bir hayvanın insanı ısırmasıyla meydana gelir. Virüs tükürükte bulunur. Kuduz virüsünün ciltten içeriye girdiği her temas çok dikkatli bir şekilde tedavi edilmelidir. Gelişmekte olan ülkelerde hastalık köpekler yoluyla bulaşır. Kesinlikle ölümcül olan akut viral bir hastalıktır. Kuduz olma ihtimali olan bir hayvan tarafından ısırılma veya temastan şüphelenme durumunda yarayı dezenfektan, sabun veya deterjan ve su ile hemen temizlemeli ve hemen sağlık kurumuna başvurulmalıdır.</p>
<p>Brusellozis: Hayvanların (inek, koyun, keçi v.b.) kan, fetus veya rahim sekresyonlarına doğrudan temas veya enfekte çiğ hayvan ürünlerinin (özellikle taze peynir başta olmak üzere süt ve süt ürünleri) tüketilmesi ile bulaşan bir hastalıktır. Akut veya sinsi başlangıçlı ateş, yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı, özellikle geceleri yoğun terleme, vücutta yaygın kas ve eklem ağrılarıyla kendini gösterir.</p>
<p>Verem (Tuberculosis): Enfeksiyon, genellikle insandan insana doğrudan hava yoluyla bulaşır. Tüm tüberküloz olgularının %80-90’ı akciğerlerde ortaya çıkar. Hastalıkta, halsizlik, çabuk yorulma, kilo kaybı, çocuklarda kilo almada duraklama, ateş ve gece terlemesi ile birlikte uzun süreli öksürük, kanlı veya kansız balgam, göğüs ağrısı veya sırt ağrısı ve nefes darlığı olabilmektedir. Verem tedavisi gören bir hastanın; bulaşıcı olmadığı ve diğer kişiler için risk oluşturmadığı, tükürüğünün laboratuvar analizi sonucu ile bir doktor tarafından belgelenmedikçe, kesinlikle bir yere seyahat etmesi tavsiye edilmez.</p>
<p><strong>Bu Hastalıklardan Korunmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
<p>Bu hastalıklar birtakım basit kurallarla önlenebilir. Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme) vb.) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasında neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemelidir. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir.</p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/kurban-keserken-bulasabilecek-hastaliklar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alerjisi olanların beyin tümörü riski daha az mı?</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/alerjisi-olanlarin-beyin-tumoru-riski-daha-az-mi</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/alerjisi-olanlarin-beyin-tumoru-riski-daha-az-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/alerjisi-olanlarin-beyin-tumoru-riski-daha-az-mi</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz ve Amerikalı Bilim Adamlarının ortaklaşa yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, alerjik bünyeli insanlarda beyin tümörü oluşma riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor.  Gazetelere yansıyan bu haberi değerlendiren Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu kanser ve alerji arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor. Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu; kanser ile alerji arasındaki zıt bir ilişki olduğunu, bu ilişkinin ilk kez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1938"></span></p>
<p><strong>İngiliz ve Amerikalı Bilim Adamlarının ortaklaşa yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, alerjik bünyeli insanlarda beyin tümörü oluşma riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor.</strong></p>
<p><p> Gazetelere yansıyan bu haberi değerlendiren Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu kanser ve alerji arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor.</p>
<p>Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu; kanser ile alerji arasındaki zıt bir ilişki olduğunu, bu ilişkinin ilk kez 1980’li yıllarda fark edildiğini belirtiyor. Kanser hastalığının bir tür bağışıklık sistemi anormalliği olarak kabul edildiğini; benzer şekilde bağışıklık sisteminin de bir diğer türde anormalliği kabul edilen alerji ile ilişkisinin, zıt kutuplar esasına dayandırıldığını söylüyor. Nuhoğlu, “Hijyen Hipotezi” olarak tanımlanan bu durumu şöyle açıklıyor; “Vücudumuzda bağışıklık sistemi, bir terazinin iki kolu gibi dengede kalarak çalışır. Bir kol mikropları yok etmek için çalışırken (Tip 1) diğer kol ise alerjik reaksiyonlardan (Tip 2 ) sorumludur. Yeni doğan bir bebek anne karnından alerjiye yatkın (Tip 2 hücreler baskın) olarak doğar. Zamanla bağışıklık sistemi mikroplarla karşılaştıkça Tip 1 sistem (aynı zamanda kanserden de sorumlu tutulan sistem) ağırlık kazanmaya başlar ve Tip 2 ‘yi dengeler. Bu dengenin sağlanamadığı durumlarda anormal reaksiyonlar gelişir. Erken dönemde mikroplarla yeterli temas sağlanmazsa Tip 2 T hücreleri baskın kalır ve çocuk alerjik olur.”</p>
<p>Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu; “Hijyen Hipotez”inin kanser ve alerji arasındaki ilişkiyi tam olarak izah etmek için yeterli olmadığını, farklı kanser türleri için farklı reaksiyonların söz konusu olduğunu belirtiyor. Zamanla çalışmaların genel anlamda kanser hastalığını araştırmak yerine özgün kanser türlerini ve türlerin alerji ile ilişkisinin araştırılması yönüne kaydığını sözlerine ekliyor.</p>
<p>Haberde yer alan araştırma sonuçlarına göre, özellikle beyin kanserlerinin alerjik olan kişilerde daha az görüldüğü gözleniyor. Nuhoğlu, “Neden özellikle beyin kanserleri için bu durum geçerli olmaktadır?” sorusuna burun ile beyin komşuluğu üzerinden yanıt veriyor. “Sitokin” diye adlandırılan bağışıklık sistemi elemanlarının burundan uygulandığında beyin dokusuna geçebildiği gözleniyor. Alerjik nezlesi veya alerjik astımı olan kişilerin solunum yolundaki bağışıklık sistemi elemanlarının beyine göç ederek beyin kanserinden koruduğunu içeren hipotezlerin var olduğunu, ancak aradaki ilişkinin net bir şekilde ortaya konması için daha kapsamlı araştırmaların gerektiğini sözlerine ekliyor.</p>
<p> </p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/alerjisi-olanlarin-beyin-tumoru-riski-daha-az-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derinizin kış bakımı</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/derinizin-kis-bakimi</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/derinizin-kis-bakimi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/derinizin-kis-bakimi</guid>
		<description><![CDATA[Hava soğuduğunda iyi kanlanamayan, dolayısıyla iyi beslenemeyen deri kurur Dr. Hasan İnsel Kapalı yerlerde çok ısıtılan ortamlar derinin su kaybının artmasına, daha da kurumasına yol açar. Kış gelince iklim gibi derimiz de farklılaştığı için besleyici içeriği zengin ürünleri tercih etmelisiniz   Kışın ilk habercileri serin havalar yavaş yavaş hayatımıza yerleşiyor.  Şimdiden önümüzdeki soğuk ayların cildimizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1937"></span></p>
<p><strong>Hava soğuduğunda iyi kanlanamayan, dolayısıyla iyi beslenemeyen deri kurur</strong></p>
<p><p><strong>Dr. Hasan İnsel</strong></p>
<p>Kapalı yerlerde çok ısıtılan ortamlar derinin su kaybının artmasına, daha da kurumasına yol açar. Kış gelince iklim gibi derimiz de farklılaştığı için besleyici içeriği zengin ürünleri tercih etmelisiniz</p>
<p> </p>
<p>Kışın ilk habercileri serin havalar yavaş yavaş hayatımıza yerleşiyor.  Şimdiden önümüzdeki soğuk ayların cildimizde ortaya çıkarabileceği sorunlara hazırlıklı olmak için bazı önlemler almakta fayda var. “Kışın soğuk, rüzgarlı, yağışlı günlerine uygun cilt bakımı nasıl olmalı?” diye dermatolog Dr. Arpi Tırpancı’ya sordum. Çok güzel ifade etti kışın neden cildimizin bakım gerektirdiğini. İşte Dr. Tırpancı’nın anlattıkları:</p>
<p>“Deri, vücudumuzun en büyük organı ve kendisini yenileyen hücre tabakasının yaklaşık 24-28 gün süren ömür döngüsüyle canlı, yaşayan, yenilenen çok iyi organize olmuş bir parçamız.</p>
<p>Kışın hava soğuduğunda vücut ısısı kaybını önlemek için derinin kan dolaşımı yavaşlar, kanlanmasında azalma olur. Bunun nedeni kalp, karaciğer, böbrekler gibi hayati önem taşıyan organların dolaşımını artırarak ısı kaybını önlemek. Bu şekilde soğuk havalarda kan dolaşımı azalan deriye temel besin maddelerinin, anti-oksidanların ve yapı taşlarının ulaşmasında eksilme olur. Hava soğuduğunda iyi kanlanamayan, dolayısıyla iyi beslenemeyen deri öncelikle kurur. Kuruyan deri hassaslaşır, dış etkenlere karşı koruması azalır. Kapalı yerlerde çok ısıtılan ortamlarsa ilaveten derinin su kaybının artmasına, daha da kurumasına yol açar. Soğuk havayla yağ bezlerinin aktivitesi de azalır, bu durum derinin kurumasını daha da şiddetlendirir. Kuru deri kaşınır, kolayca zedelenir hale gelir, rengi bozulur, kızarır, dış etkenlere karşı korumasız kalır, erken yaşlanır ve hatta egzamalar başlayabilir.<br />Bu nedenle, kış gelince iklim gibi derimiz de farklılaştığı için, yazın kullandığımız ürünlerde birtakım değişiklikler yapmak ve besleyici içeriği daha zengin ürünleri tercih etmemiz gerekir.</p>
<p><strong>Parıltılı cilt için temel kural</strong></p>
<p>Öncelikle bedenimizin ve derimizin ihtiyacı olan vitaminleri, anti-oksidanları, besin takviyelerini tamamlamamız önerilir; bu da sağlıklı bir yaşam tarzı ve sağlıklı beslenmeyle olur. Mevsim sebze ve meyveleriyle, tahıl ürünleriyle doğru desteklenmiş beslenme düzeni canlı ve parıltılı bir cilt için temel kuraldır. Balık gibi Omega 3 ihtiva eden besinler veya yeterli Omega 3 takviyesi de unutulmaması gereken ilavelerden.</p>
<p>Cilt tipimizle doğru orantılı tıbbi kozmetiklerin seçimi de çok önemli. Kış aylarında cilt kurumasından korunmak  çok önemli olduğundan özellikle kompleks lipidler ve hümektanlar içeren ürünler seçmek yararlı olur. Sert sabunlar, pH’sı yüksek kimyasallar, sıcak su ve deterjan katkılı temizleyiciler derinin kuruluğunu artırır. Genel kanının aksine, suyla yıkadıktan sonra iyi kurulamamak cildin kuruluğunu daha da artırır, bu nedenle iyi kurulanmaya özen gösterilmelidir. Derisi özellikle kuru olan veya egzama gibi deri hastalığı olan kişiler standart temizlik ürünleri yerine özellikle dermatolojik ürünler kullanmalı. Banyo veya duş sonrası derinin koruyucu tabakasının sağlam kalması için bir koruyucu losyon sürülmesi uygun olur.</p>
<p><strong>Eller için koruyucu bakım</strong></p>
<p>Eller için de vücudumuz gibi yine aynı önlemler geçerli. Hatta kışın daha fazla soğuğa maruz kaldıkları için düzenli olarak nemlendirici kullanmayı unutmamak ve kışın soğuğunda alışkanlık edinilen sıcak suda el yıkamanın uygunsuz sabun kullanımıyla birleştiğinde  deriyi daha da kurutacağını unutmamak gerekir.</p>
<p>Sadece dışarıdan uygulamalarla yapılan bir cilt bakımı yeterli olmaz, vücudumuzun genel bakımı ve durumu da cilt sağlığında çok önemli. Bu nedenle erken cilt yaşlanmasını önlemek ve cildinizi kötü şartlardan korumak için  size özel olarak yapılması gerekenleri doktorunuza danışmanız en doğru yol.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/derinizin-kis-bakimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu önerilere dikkat!</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/bu-onerilere-dikkat</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/bu-onerilere-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/bu-onerilere-dikkat</guid>
		<description><![CDATA[Kurban Bayramını Sağlığınızı Riske Atmadan Geçirmek İstiyorsanız Bu Önerileri Dikkate Alın! Kurban bayramında kesilen kurbanların sağlıklı olması, kurbanlık hayvanların işinin ehli kişilerce kesilmesi, etlerin uygun koşullarda saklanması sadece kurban bayramını rahat geçirmeniz için değil; sağlığınızı tehlikeye atmamanız için de çok önemli… Hisar Intercontinental Hospital Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük’le Kurban Bayramı’nda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1936"></span></p>
<p><strong>Kurban Bayramını Sağlığınızı Riske Atmadan Geçirmek İstiyorsanız Bu Önerileri Dikkate Alın!</strong></p>
<p><p>Kurban bayramında kesilen kurbanların sağlıklı olması, kurbanlık hayvanların işinin ehli kişilerce kesilmesi, etlerin uygun koşullarda saklanması sadece kurban bayramını rahat geçirmeniz için değil; sağlığınızı tehlikeye atmamanız için de çok önemli…</p>
<p>Hisar Intercontinental Hospital Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük’le Kurban Bayramı’nda sağlıklı et tüketiminin önemini konuştuk.</p>
<p>Kurban olarak kesilen hayvanların sağlıklı olmasının tek başına yeterli olmadığı ve et ürünlerinin bakterilerin çoğalmaları için son derece uygun bir ortam olma özelliği taşıdığının altını çizen Gözüküçük, ‘Bir bakteriden uygun koşullarda 12 saatte 16 milyar bakteri ürer. Bu durum hafif bir bakteri yüküne sahip bir etin iyi muhafaza edilmediği takdirde bir gece sonra insan sağlığı açısından ne derece büyük bir tehlikeye dönüşebileceği konusunda fikir verebilir. Bu nedenle, hastalık yapan ve bozulmaya neden olan mikroorganizmaların ete bulaşmasının önlenmesi, ette mevcut mikroorganizma sayısını azaltmak veya kabul edilebilir bir seviyeye indirmek ve mikroorganizmaların üreyerek toksin salgılamalarını engellemek için kesim, yüzüm ve eti parçalama işlemlerinin serin yerlerde yapılması son derece önemlidir.’ açıklamasında bulundu. Etin kesildikten sonra uygun koşullarda saklanmaması durumunda gıda zehirlenmelerine davetiye çıkardığını belirten Gözüküçük; ‘Gıda zehirlenmesi genellikle hafif geçirilmekle birlikte bazen ölümcül de olabilen yaygın bir hastalıktır. Kişi bakteriler veya toksinlerle kontamine olmuş yiyecek veya içecekleri tükettiğinde meydana gelir. Bazı bakteriler gerekli nem, beslenme, sıcaklık ve zaman koşulları oluştuğunda milyonlarca üreyebilirler. Enfeksiyona yol açan en yaygın bakteri türleri Kampilobakter, E. Koli ve salmonelladır. En yaygın görülen belirtiler ise sindirim yolunun (mide ve bağırsak) enflamasyonundan kaynaklanan kusma, karın ağrısı ve ishaldir. Sebebe bağlı olarak, belirtiler dâhilinde ateş ve üşüme, kanlı dışkılama, dehidrasyon (bedenin çok fazla sıvı kaybetmesi) kas ağrıları, halsizlik ve bitkinlik de sayılabilir.’ diye konuştu.</p>
<p><strong>Sakatatlar Gelişigüzel Ortalığa Bırakılmamalıdır!</strong><br /> </p>
<p> Çevre sağlığı yönünden kesimi takiben ortaya çıkan kan, mide ve bağırsak içeriği önemlidir. Bunların gelişi güzel bir şekilde etrafa atılmaması, akarsulara dökülmemesi, hastalık taşıyan diğer iç organların (karaciğer ve akciğer gibi) köpek ve kedilere verilmemesi gerekir. Bütün bunlar usulüne uygun bir şekilde imha edilmeli veya derin çukurlara gömülmelidir.</p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/bu-onerilere-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat kurtarın!</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/hayat-kurtarin</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/hayat-kurtarin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/hayat-kurtarin</guid>
		<description><![CDATA[Organ ve doku nakli ile hayat kurtarmak mümkün oluyor. Organ bağışı konusunda toplumsal bir bilinç oluşturmak için 3-9 Kasım tarihlerinde ülkemizde Organ Nakli Haftası kutlanıyor. Dr. Back-Up danışmanlarından Dr. Ayhan Tokgöz, 2010 yılı verilerine göre organ nakli merkezlerinde 2010 böbrek, 86 karaciğer, 80 kalp ve 63 pankreas hastası olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Organ bağışı ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1935"></span></p>
<p><strong>Organ ve doku nakli ile hayat kurtarmak mümkün oluyor.</strong></p>
<p><p>Organ bağışı konusunda toplumsal bir bilinç oluşturmak için 3-9 Kasım tarihlerinde ülkemizde Organ Nakli Haftası kutlanıyor. Dr. Back-Up danışmanlarından Dr. Ayhan Tokgöz, 2010 yılı verilerine göre organ nakli merkezlerinde 2010 böbrek, 86 karaciğer, 80 kalp ve 63 pankreas hastası olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Organ bağışı ile başkalarına verebileceğiniz hayatlar, bırakacağınız en büyük mirastır”</p>
<p>Dr. Back-Up, üyelerine sağlık konusunda her türlü takip ve organizasyonel hizmet sunarken bilgilendirmeye de devam ediyor. Dr. Back-Up Medikal Danışmanı Uzman Dr. Ayhan Tokgöz, 3-9 Kasım tarihlerinde kutlanan Organ Nakli Haftası’nda, Dr. Back-Up üyelerini organ bağışı konusunda bilinçlendirmek için Türkiye’deki durum hakkında bilgi veriyor.</p>
<p>Dünyada ilk başarılı organ naklinin 1905 yılında yapılan kornea nakli olduğunu belirten Dr. Tokgöz, ülkemizdeki başarılı ilk organ naklinin ise 1975 yılındaki böbrek nakli olduğunu söylüyor. İlk organ naklinin üzerinden 30’u aşkın yıl geçmesine rağmen bu konuda ülkemizde hala yeterli bir bilinç oluşmadığını vurgulayan Dr. Tokgöz, “Organ nakli; pankreas, böbrek, karaciğer, damar, bağırsak, kulak kemikçikleri, deri, kalp, kalp kapakçıkları, kornea, kemik dokusu, kıkırdak dokusu, karaciğer, akciğer, kas ve beyin zarının bir kısmı olmak üzere pek çok organ ve doku üzerinde gerçekleştirilebiliyor. Ancak bunun için sadece tıbbi imkânların yeterli olması yetmiyor, dokuların uyuşması da gerekiyor. Bu noktada da organ bağışının önemi ortaya çıkıyor” diye konuşuyor.</p>
<p>“2010 verilerine baktığımızda organ bağışının nüfusa oranının en fazla olduğu ülke %3,4 ile İspanya iken bu oran ülkemizde %0,35 seviyesinde seyrediyor. Yine 2010 yılı sonu verileri temel alındığında organ nakli merkezlerinde sıraya girip organ ve doku nakli bekleyen 2010 böbrek, 86 karaciğer, 80 kalp ve 63 pankreas hastası bulunuyor. Bu sayılar giderek artıyor ve ne yazık ki nakil bekleyen hastalardan birçoğu ölüyor” diyen Dr. Ayhan Tokgöz, “Organlarınızı bağışlamak için 18 yaşından büyük olunması ve akli dengenin yerinde olması şartıyla sağlık merkezlerine, hastanelere ya da organ nakil merkezlerine giderek organ bağış kartını doldurmanız yeterlidir. Unutmayın ki, organ bağışı ile başkalarına verebileceğiniz hayatlar, bırakacağınız en büyük mirastır” bilgisini veriyor.<br /> </p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/hayat-kurtarin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saçlara içten bakım!</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/saclara-icten-bakim</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/saclara-icten-bakim#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/saclara-icten-bakim</guid>
		<description><![CDATA[Normal bir saç derisinde yaklaşık 120-150 bin saç teli bulunuyor. Dilara Koçak Günlük 50-200 tel  dökülmesi normal. Ancak bundan fazla dökülme, beslenme düzeninizde bir şeylerin ters gittiğinin göstergesi Saç, yüzümüzün en önemli aksesuarlarından biri. Kozmetik firmaları, tip ve cinsiyete göre saç sorunları için çok detaylı ürünler pazarlıyor. Ancak saç sağlığı sadece dışarıdan bakımla olmuyor, içten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1934"></span></p>
<p><strong>Normal bir saç derisinde yaklaşık 120-150 bin saç teli bulunuyor.</strong></p>
<p><p><strong>Dilara Koçak</strong></p>
<p>Günlük 50-200 tel  dökülmesi normal. Ancak bundan fazla dökülme, beslenme düzeninizde bir şeylerin ters gittiğinin göstergesi</p>
<p>Saç, yüzümüzün en önemli aksesuarlarından biri. Kozmetik firmaları, tip ve cinsiyete göre saç sorunları için çok detaylı ürünler pazarlıyor. Ancak saç sağlığı sadece dışarıdan bakımla olmuyor, içten bakım için de doğru beslenme şart.<br />Mevsim geçişleri, hormonal faktörler ve düzensiz yaşam tarzı, saçları yıpratıyor. Son zamanlarda saçlarınız cansız, parlaklığını yitirmiş ve kırılgansa beslenmenizi gözden geçirmenizi öneririm. Özellikle protein, demir ve diğer besin öğelerinden oluşan dengeli beslenme programıyla, saçlarınızı ışıltılı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.</p>
<p>Saçlar, keratin proteininden oluşuyor. Cansız bir madde olduğundan, sağlıklı ve yeterli beslenme olmadan, protein veya diğer besinlerle zenginleştirilmiş sampuanlar, bakım ürünleri saçın uzamasına etki edemeyebiliyor.</p>
<p><strong>Protein desteği</strong></p>
<p>Nasıl vücudumuzda tüm sistemlerin düzenli işleyebilmesi için dengeli beslenme önemliyse aynı durum saçlarımız içinde geçerli. Saç tellerimizin büyüme fazı, 2-5 yıl sürüyor. Bu süre sonunda, saçlar yaklaşık üç aylık bir dinlenme fazına geçerek yerine yenilerinin gelmesi için dökülüyor. Eğer günlük diyetinizde yeterli protein almıyorsanız, fazla miktarda saç dökülmesi yaşayabilirsiniz. Bitkisel protein kaynakları kurubaklagiller, tam tahıllar, soya veya hayvansal protein kaynakları et, tavuk, balık, süt, peynir, yoğurt ve yumurtayla rezervlerinizi doldurabilirsiniz.</p>
<p><strong>Neler yemelisiniz?</strong></p>
<p>Saç sağlığınız için sadece protein almanız yeterli değil. Bunun yanında saç ve saç derisi sağlığına katkısı olan diğer besinler demir, biotin, çinko, selenyum, bakır ve magnezyumla A, B6, C, D, E vitaminleri ihmal edilmemeli.<br />Demir: Kırmızı et, yumurta, kurubaklagiller, pekmez, yeşil sebzeler, domates, kuru meyveler ve yağlı tohumlar demir bakımından zengin. Demir, özellikle kadınlar ve vejetaryenler için yeterli alımı oldukça önemli bir mineral. Yetersiz alımı saç kayıplarına yol açıyor.<br />Biotin: Yumurta sarısı, karnabahar, peynir ve yerfıstığı biotin kaynaklarından.<br />Çinko; Deniz ürünleri, et, bira mayası, kuru baklagiller ve mantar çinkonun önemli kaynakları.<br />Selenyum: Balık, tam tahıllar, brokoli, lahana, kereviz, salatalık, soğan, turp,  sarımsak,  mantar, yumurta, ay çekirdeği  selenyum  bakımından  zengin.<br />Bakır: Deniz ürünleri, patates, karaciğer, kuru baklagiller, kakao, kayısı, kuru meyveler, tam tahıllar ve yağlı tohumlar bakırın iyi kaynakları.<br />Magnezyum: Ay ve kabak çekirdeği, badem, kabak, brokoli, patates, fasulye, et, süt, balık, yumurta, kuru baklagiller, tam tahıllar, bira, çikolata magnezyum bakımından zengin.<br />A vitamini: Balık, yumurta, kırmızı et, süt ve yoğurt, havuç, kayısı, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, roka, maydanoz, dereotu ve terede bulunuyor.<br />B6 vitamini: Muz, patates, nohut, balık, tavuk, kavun, ıspanak, brokoli, kırmızı et, domates, bira mayası, ay çekirdeği ve yer fıstığında bulunuyor.<br />C vitamini: Kuşburnu, kivi, turunçgiller, çilek, brokoli, kırmızı ve yeşil biber, kavun, yeşil yapraklı sebzeler, domates, karnabahar ve patates önemli C vitamini kaynaklarından.<br />D vitamini: En iyi kaynağı güneş olmakla birlikte uzun süre  güneşe maruz kalan saçlarda da  yıpranma görülebiliyor. Bu nedenle yağlı balıklar, yumurta sarısı, peynir ve süt bol tercih edilmeli.<br />E vitamini: Bitkisel yağlar, ay çekirdeği, yer fıstığı, yeşil yapraklı sebzeler ve kepeği ayrılmamış un, E vitamini içermeleri nedeniyle önemli.<br />Niasin: Tavuk, hindi, balık, mantar, buğday kepeği, yer fıstığı, ay çekirdeği, süt, yoğurt, peynir,  yumurta ve patates niasin açısından iyi kaynaklar.</p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/saclara-icten-bakim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depremde, enkazda sağ kalmanın püf noktaları</title>
		<link>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/depremde-enkazda-sag-kalmanin-puf-noktalari</link>
		<comments>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/depremde-enkazda-sag-kalmanin-puf-noktalari#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Nov 2011 17:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/depremde-enkazda-sag-kalmanin-puf-noktalari</guid>
		<description><![CDATA[Erdem, muhtemel bir depremde enkaz altında sağ kalmanın püf noktalarını anlattı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Günhan Erdem, enkaz altındaki afetzedenin panik haline girmeden, sessiz bir şekilde, enerjisini mümkün olduğunca idareli kullanarak beklemesi gerektiğini bildirdi. Erdem,  muhtemel bir depremde enkaz altında sağ kalmanın püf noktalarını anlattı. Enkaz altında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1933"></span></p>
<p><strong>Erdem, muhtemel bir depremde enkaz altında sağ kalmanın püf noktalarını anlattı.</strong></p>
<p><p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Yüksekokulu Acil Yardım ve Afet Yönetimi (AYAY) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Günhan Erdem, enkaz altındaki afetzedenin panik haline girmeden, sessiz bir şekilde, enerjisini mümkün olduğunca idareli kullanarak beklemesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Erdem,  muhtemel bir depremde enkaz altında sağ kalmanın püf noktalarını anlattı. Enkaz altında kalan kişinin en önce dikkat etmesi<br /> gerekenin, kısıtlı imkanlarını boşa harcamadan, mümkün olabildiğince soğukkanlı şekilde bekleme moduna geçmesi olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Panik olmadan, sessizce enerjiyi idareyi kullanmak</strong></p>
<p>Enkaz altındaki kişinin, besin maddesi ve su bulamayacağını, bunun üzerine panik durumunun gelmesiyle oluşacak olumsuz şartların kişinin hızla enerjisini tüketeceğini ve kurtulma ümidini hızla olumsuz şekilde sonuçlandıracağını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Bundan dolayı enkaz altındaki afetzedenin panik haline girmeden, sessiz bir şekilde enerjisini mümkün olduğunca idareli kullanarak beklemesi lazım. Örneğin Van depreminde belirli bir süre sonra hayati tehlikeyi atlatmış şekilde enkazdan çıkan bir gencin konuşmasını hatırlıyorum diyor ki, ’sürekli uyku pozisyonundaydık’. Orada zaten yapılacak pek fazla bir şey yok. Evet bu çok doğru bir şey. Böyle bir durumda vücut zaten kendisini otomatik olarak bu moda alıyor. Hareket etmeden mümkün olduğunca enerjiyi idareli kullanma yolu çok önemli. Bağırmanın zaten çok fazla bir mantığı yok. Hatta afetzede sessiz olabilirse dışarıdan gelebilecek sesleri algılayabilir ve ona tepki verecek şekilde müdahalelerde bulunabilir. Kişiler, dışarıdan gelebilecek tepkileri algılamak için dikkatini yoğunlaştırmalı ve dışarıdan bir tepki ya da ses alabiliyorsa buna yanıt verecek şekilde harekete geçmelidir. Eğer kısıtlı ortamda başarabiliyorsa sert bir cisimle bir yere vurarak ses verebilir. Dışarıdan gelebilecek komutları net bir şekilde algılayabiliyorsa, onlara istendiği şekilde cevap vermeye yeltenmelidir.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Günhan Erdem, hasarlanma boyutunun enkaz altındaki ölümleri etkilediğini belirterek, &#8220;Çünkü enkaz altındaki açlık, susuzluk, endişe, vücudun salgılamış olduğu birtakım biyokimyasal maddelerin yarattığı fizyolojik tablolar, kişilerin hayatını süre geçtikçe daha riskli hale getiriyor. Önemli olan kurtarmacının mümkün olduğunca bu tabloları bilerek hareket etmesidir. Enkaz altındaki kazazedeye ulaşıldığı andan itibaren ona aynı zamanda ilk müdahale de yapılmalıdır&#8221; dedi. Bölümlerindeki öğrencilerin farkının da bu olduğunu anlatan Erdem, &#8220;Çünkü buradaki öğrencilerimizin temel olarak almış olduğu eğitim hem arama kurtarmaya, hem acil tıbbi müdahaleye dönük. Bu nedenle olası arama kurtarma çalışmalarına katılan bölüm mezunlarımız hem doğru kurtarmayı, hem de doğru müdahale tekniğini çok iyi biliyorlar. Ancak bu şekilde o kişilerin yaşama şanslarını yükseltebiliriz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Enkazdan kurtuluş doğru ekibin, doğru müdahalesiyle olur&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erdem, enkaz altından bir kişinin çıkarılmasının her şeyden önce doğru bir ekibin doğru yöntemleri kullanmasıyla olacağını söyledi. Kurtarmacının enkaz altındaki kazazedeye ulaştığı andan itibaren her türlü desteği vermesi gerektiğine işaret eden Erdem, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>&#8220;Bu ulaşma sadece fiziksel olmayabilir. Eğer kişinin kurtarılacağına dair ufak bir ümidi olsa bile onun yaşam şansı zaten yükseliyor. Kişiye bir moral takviyesi oluyor. Bu bile çok önemli. Böyle bir durumda vücut kendi dengesini kurmaya başlıyor. Kazazedeye ulaşıldığı andan itibaren zaman çok önemli. Her geçen zaman, belirli sendromların ortaya çıkma riskini artırıyor. Tabii ona göre de kişiye yapacağınız müdahale biçimleri değişiyor. Ne yapmak gerekir? İlaç mı kullanacaksınız? Kişiye sıvı mı verilecek? Nasıl bir uygulama içine girilecek? Bütün bunlar oluşacak sendromlara bağlı olarak zaman içinde değişiyor. Tabii bunları çok doğru uygulamak, kişinin yaşam şansını yükseltecektir.&#8221;</p>
<p><strong>7-8 gün enkaz altında dayanmak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Erdem, &#8220;Enkaz altındaki bir kişi ne kadar süre yaşayabilir?&#8221; sorusuna şu yanıtı verdi:</p>
<p>&#8220;Bu dış ortamlara, kişinin içinde bulunduğu şartlara bağlı. Örneğin yaralanma var mı? Diyelim ki hiçbir yaralanması, kan kaybı, kırık yok. Bu aşamada dış şartlar, sıcaklık, soğukluk önemli bir faktörü oluşturuyor. Ama görüyoruz, 6-7 gün sonra bile canlı şekilde çıkılma şansı var. Van’daki depremi, Marmara Depremi ile kıyasladığımız zaman ortamların sıcaklık farkı fazla. Haliyle soğuk ortamda direnme daha kolaylaşıyor. Çünkü susuzluğa karşı biraz daha tahammüllü olunuyor. Bir de sıcak bunun içine girdiğinde, kazazedeleri enkaz altında en fazla etkileyen susuzluk. Ama net bir şey söyleyemeyiz. Burada yaş, cinsiyet, dış ortam şartları, kazazedenin içinde bulunduğu durumu enkaz altında dayanma süresini etkiliyor. Ama sağlıklı, 30 yaşlarında, dinamik, hava şartları da uygun olursa kişinin 7-8 gün enkaz altında dayanabileceğini tahmin ediyorum.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Azra bebeğin kurtuluşu tamamen annelik içgüdüsüyle ilgili&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Günhan Erdem, Van’daki depremde 47 saat sonra enkazdan çıkarılan 14 günlük &#8220;Mucize Bebek&#8221; Azra’nın kurtulmasının çok enteresan bir durum olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bu olayda tamamen annelik içgüdüsünün devreye girdiğini belirten Erdem, &#8221;Ben hiç bir kimsenin bu anneye böyle bir durumda çocuğunun hayatını nasıl kurtaracağına yönelik eğitim verdiğini düşünmüyorum. Ama bu kadın, tükürüğüyle çocuğunun hayatını garanti altına almış. Son derece önemli bir şey. Tamamen içgüdü. Bunu bir şekilde yapmış. Belki emme refleksini devreye sokabilmek için,<br /> belki de çocuğu sakinleştirebilmek için yaptı bunu. Ya da tamamen içgüdüsel şekilde ’Böyle yaparsam daha başarılı olabilirim’ diye düşündü ve kendi tükürüğüyle çocuğuna hem su hem birtakım mineraller verdi, hem de protein desteğinde bulundu. Kısacası bu anne, tükürüğüyle çocuğunun hayatını garanti altına almış&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Cenin pozisyonuna girin&#8221;</strong></p>
<p>Araştırma görevlisi Göksel Öztürk ise, bir afet anında insanların cenin pozisyonuna girmesini önerdiklerini bildirdi.</p>
<p> Afetlerden önce insanların birtakım önlemler alması gerektiğini anlatan Öztürk, &#8220;Bunlardan en önemlisi, evin belirli köşelerinde, yatakların yanında bir düdük bulundurulmasıdır. Çünkü enkaz altında bize en çok gerekecek olan enerjimizdir. Boşuna enerjimizi harcamamamız gerekiyor. Bunun için de bağırmak yerine düdük ya da bir yere çelikle vurmak gerekiyor. Bir de enkaz altında kalmış bir kişinin solunumunun rahat olması açısından ağız bölgesini bir bezle kapatması gerekiyor&#8221; ifadelerini kullandı.<br />   </p>
<p><b>Milliyet Sağlık</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikyurdu.com/genel-saglik/depremde-enkazda-sag-kalmanin-puf-noktalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: www.saglikyurdu.com @ 2012-05-21 01:38:00 -->
